Bir Galeri Yöneticisinin Anıları

Sevgili sanatseverler,

Bu hafta sizlere yakın bir sanat galerisi sahibi dostumun başından geçen örnekleri anlatmamdaki gaye maalesef birçok sanatseverin halen sanatı doğru algılamadığını ve manavdan sebze alır gibi sanat eseri alabileceklerini sanmalarına dikkat çekmek ve gercek sanatseverlerin artık sanat galerilerinde boy gösterip sanata ve sanatçıya hak ettikleri değeri vermeleri gerektiğini belirtmektir.

Sanata ve özellikle genç sanatçılara destek veren galeri yoneticisi soğuk bir kış gunü galerisinde gerçekleştireceği karma sergi hazırlığı yaparken içeriye altmış yaşlarında bıyıklı ve sakallı sözde sanatseverin kapıdan içeri girdiğini görünce ayağı kalkıp kendini tanıtır. Duvarlarda asılı birbirinden değişik ve kaliteli sanat eserlerine bakma zahmetine bile girmeden ziyaretçi lafa girer “sizin benim işimi halledebileceğinizi söylediler bu yüzden işimi gücü bırakıp geldim, sizden 50-60 boyutlarında bir İskender kebap resmi çizdirmenizi istiyorum, tabağı bildigimiz bakır kebap tabaklarından olmalı..

Yönetici şaşırdıktan sonra, bizim sanatçılarımız siparişle eser üretmekten hoşlanmazlar ama fikirlerini alırız der. Sakallı amca gülerek ben Ömer Uluç çizsin istiyorum beğenirsem iki üç tane daha yaptırırım söyleyin der..

Genç yönetici dediğine göre sıkılmış, terlemis, şoka girmiş, nasıl bir cevap vereceğini bulamazken kibarca herhalde şaka yapıyorsunuz ben böyle bir talebi nasıl Ömer Bey’e sorarım deyince sözde sanatsever parasıyla değil mi kardeşim biz de seni iş bitirici sanmıştık der ve kapıyı vurup çıkar.

Yönetici bunun bir kamera şakası olduğunu zanneder ama malesef olanlar gerçek ve şaka değilmiş, daha sonra öğrendiğine göre gelen arkadaş kebapçı zinciri açmayı planlayan bir vatandaşmış.

Aylar sonra bir baska sanatsever galeriden cep telefonuyla konuşurken içeri girer, buralarda toplantım vardı beklerken bakayım dedim der ve duvardaki suluboyaları incelemeye başlar. Bir dakika sonra aradığımı bulamadım başka görebileceğim eser var mı der. Yönetici asistanı kırk yıldır suluboya ile eserler üreten değerli bir sanatçımızın eserlerini gösterip ülkemizdeki değerli bir suluboya sanatçımız olan.. ismini daha soyleyemeden sanattan çok anladığını sanan ziyaretçi suluboyamı onu bizim çocuk da yapıyor okulda demiş ve alaycı tavrına devam etmiş..

Sonunda duruma dayanamayan yonetici yerinden kalkıp asistanına lütfen odadan bir sözleşme getirmesini rica eder, şaşıran asistan acele ile bir sözleşme getirir ve arkadaşıma uzatır, ancak o sözleşmeyi ziyaretçiye vermesini yüksek sesle söyler.

Anlam veremeyen adam bunu bana neden veriyorsunuz deyince? Lütfen eve götürün çocuğunuza imzalatın bundan sonra bizim için suluboya çalışsın deyince hayat derslerinden birini alan sanatsever koşaradım galeriden çıkar.

Bir hafta sonra spatula virtüözü Saim Dursun’un eserlerini galerisinde sergileyen yönetici gelen bir sanatseverin inanılmaz teklifini söyle anlatıyor… “bu eseri beğendim ancak sanatçı eserinde çok az boya kullanmış en az yüzde elli iskonto isterim???? Böyle bir şeyin söz konusu olamayacağı söylendiğinde “ne olacak tuvaller onda, boya da aynısından bir tane daha boyayı fazla kullanarak yapar istediği ücreti talep eder” demez mi..

Aylar sonra bu durumların bir daha olmayacağını hayal ederken bir yaz günü içeriye bir bayan girer. Boyu bir altmış civarinda balık etli kısa saçlı çatık kaşlı bayan çantasından bir vesikalığını çıkartır ve dünyanın en ünlü mankenlerinden birinin adını zikredip onun vücudunu vesikalığına uyarlanmasını ve diğer vereceği fotoğraftaki sevgilisiyle yatmış pozisyonda ünlü bir sanatçıya çizdirmek istediğini belirtir. Bunun mümkün olamayacağına ikna edemeyen ve sınırlı gününde olan yönetici dostumuz yanlış yaptığını belirterek şöyle cevap verir “afedersiniz ama erkek arkadaşınız sizin neye benzediğinizi zaten bilmiyormuki böyle bir resim yaptırmak istiyorsunuz” deyince cevap yine aynı “keyfim bilir parasıyla değil mi” olur. Bana anlattıkları daha bir çok bir birinden enteresan olay var ama hepsinin burada yazmaya kalksam günler sürer ve onun seneler sonra çıkarmayı planladığı anılarım kitabına haksızlık etmiş olurum…

Üzülerek göruyorum ki maalesef sanata bakış ülkemizde hoş olmadığı gibi çok seviyesiz olabiliyor. Lütfen sanata ve sanatçıya saygı duyalım değer verelim ve galericileri artık emlakçı gibi görmekten vazgeçelim unutmayalim ki galericiler ülkemizde çok zor bir işle uğraşıyorlar ve onlar olmaz ise bir çok fırsat bulamayan genç sanatçılar kendilerini sanatseverlere gösterme fırsatı bulamiyacaklar ve bizler de her zaman aynı pilavı yemeye mecbur kalacağız..

Sevgilerimle
Sanatı koklayan adam

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here