İstanbul Depremi Ranta Dönüştü

Resmi olmayan rakamlara göre yaklaşık 50.000 kişinin yaşamını yitirdiği 1999 depreminden sonra, devletin depreme karşı önlem almada yetersizliği ortaya çıkmıştır. 1999 Ağustos ayı sonundan 2000 yılı Temmuz ayı başına kadar geçen süre içersinde 38 kanun ve kanun hükmünde kararname, 28 kararname, 6 yönetmelik, 17 tebliğ ve 9 genelge yayınlanmıştır. Son olarak 2011’de uygulanmaya başlayan 6360 sayılı kentsel dönüşüm yasası ise, toplumun yararından çok zararına yol açmıştır.

sener-usumezsoyProf. Dr. Şener Üşümezsoy’un Kadıköy Çarşı Gazetesi’ne verdiği röportaja göre, halk gelmeyecek bir İstanbul Depremi korkusuyla 16 yıl boyunca yönlendirilmiştir. Üşümezsoy, bilindiği gibi 17 Ağustos depreminden bir süre sonra diğer uzmanlardan farklı olarak en çok isabetli tahmini yapmış kişidir. Röportajda bizlere, Cumhuriyet Gazetesi’ne yaptığı “Bundan sonra bu yüzyılda bundan büyük deprem olmayacak” dediğini hatırlatıyor. Topluma kasten deprem korkusu pompalandığı, bu korkuya istinaden çok sayıda kişinin evlerini değerinden ucuza satarak yer değiştirdiği bir gerçektir.

Aradan geçen 16 yılda Prof. Celal Şengör’e göre 8’lik bir depremin olması gerekiyordu. Prof. Naci Görür ve Prof. Şengör’ün Marmara Denizi altındaki fayın hattı tek parçadan oluşup, denizi boydan boya katettiği şeklinde açıklamaları olmuştur.

Prof. Üşümezsoy görüşlerini fayların yeri ve yapısına dayandırıyor. Üşümezsoy’a göre durum şöyle; Kumburgaz ile Silivri çukuru arasında aktif olmayan bir fay hattı var. Ara sıra Tekirdağ’ı sallayan ancak İmralı’dan Yunanistan’a doğru giden fay hattının İstanbul’da büyük bir deprem yaratmasına ihtimal verilmiyor. Bu hattın Marmara’ya doğru giden bölümü henüz belirsizliğini koruyor. Gaziköy – Tuzla arasındaki fay hattı ise ölü olarak nitelendiriliyor. Erzincan’dan gelen fay hattı Marmara’ya girdiğinde 2 kola ayrılıyor. Bir tanesi güneye dönerken diğeri Kumburgaz’dan Saroz’a kadar iniyor. Kısacası riskli bölge Kumburgaz Florya arasındaki zaten yapılaşmaya uygun olmayan zeminli bölgedir.

Röportajdaki açıklamalara göre, Kumburgaz Florya arası bölge dışında kalan fay hatları bu yüzyıl için enerjisini boşaltmış durumda. Dolayısıyla Moda, Kartal gibi bölgeler için yapılan deprem riski asılsız kalıyor. Bostancı’dan Kartal’a doğru yeni yapılaşma arkada bulunan heyelanlı tepelere kaydırılmıştır. Bu alan sahilden çok daha riskli zemine sahiptir. 3. köprü ve 3. havalimanı çalışmaları nedeniyle yok edilen ormanlık alanlar imara açılmış, aslında riskli olmayan bölgelerdeki insanların buraya yerleşmeleri için algı yaratılmıştır. Bu spekülasyonun kanıtı gözle görülür derece açıktır. Riskli olduüğu iddia edilerek boşaltılan deniz kıyılarına (Ataköy – Zeytinburnu), heyelanlı olduğu bilinen yamaçlara (Maltepe) yüksek binalar yapılmaktadır.

Her ne kadar kesin olarak bilinemese de, son 16 yılda yapılan işler ve tutmayan tahminler göz önüne alındığında, Prof. Üşümezsoy’un dayandığı bilimsel veriler ışığında, kamuoyunda yaratılan büyük İstanbul depreminin bu yüzyıl içinde gerçekleşmesi düşük ihtimaldir.

Tüm deprem uzmanlarının aksine bir görüşü savunan Prof. Üşümezsoy’un ortaya koyduğu gerçek, ülke çapında bir emlak spekülasyonu yapıldığıdır. Yapılan bu spekülasyonun siyasi, ekonomik ve toplumsal yaşama etkisi, spekülatif iddiaların aksine olası bir depreme karşı hazırlıkların halen yetersiz oluşu depremle ilgili korkunç gerçeği göstermektedir.

Elbette bakımsız binalarda oturmak, oy uğruna göz yumulan çarpık kenleşmeyi görmezden gelmek, altyapı sorunlarına geçici çözümler üretmek kabul edilemez. Ancak, toplumu daha iyi yaşam koşullarına kavuşturmak için daha samimi yöntemler kullanmak gerekir. Bu yöntemlerin hiçbiri, uygulanmaya başladığından beri tüm yaşamı felç eden, sömürüye kapı açan 6306 sayılı kanun kadar kötü olmamalıdır.

Gelinen noktada, medyada çeşitli iddiaları ortaya atan uzmanların öngörüleri gerçekleşmemiş, devletin hazırlığı yetersiz kalmış, üstüne deprem toplanma alanları olarak belirlenen alanlar dahi imara açılmıştır. Büyük depremden 16 yıl sonra durum, eğer yakında bir deprem olursa sağ kaldığımıza pişman olabiliriz. Eğer bu korkuyla, asla imara açılmaması gereken yerlere yapılan binalara yerleşmişseniz, ardınızdan bu işin fıtrata bağlanacağından emin olabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here